Hakkımda

KEŞFETMENİN SONU YOK…

             Bizlere öğretilen hayatta, adım adım tırmanırken merdivenleri, giderek artıyordu mutsuzluğum. Eksik olan bir şey vardı adını koyamadığım. Sahip olduklarım yetmiyor, doymuyordu bir türlü ruhum. Gece olup ta karanlık çöktüğünde, ay geliyordu penceremin önüne, aydınlatıyordu karanlığımı. Anlatıyordum hüznümü, sevincimi. Bir ben miydim onunla sırlarını paylaşan? Bir benim üzerime mi doğuyordu? Uzun bir yol kat ediyor, başka coğrafyalarda, kim bilir kaç kişiyle dertleşerek, tekrar dönüyordu beni dinlemek için. Merak ettim dokunduğu hayatları. Yeni yerler görmeyi, farklı kültürler tanımayı, bambaşka dünyalar keşfetmeyi düşledim.

Sonra düştüm yollara, umudu gördüm, hüznü gördüm. Sevgiyi gördüm, nefreti gördüm. Gözlerinin içi güleni de gördüm, boncuk boncuk yaş akıtanı da. Hayatın renklerini gördüm anlayacağın!

Doğanın dinginliğini içime çekip, hayvanlarla oynaştım. Yeryüzünü adımlayıp, gökyüzünde kanatlandım! Beni çağıran bir dünya daha vardı. Sürprizleri hiç bitmeyen, kıpır kıpır, rengarenk bir dünya. Taktım maskeyi, baktım karşıya, sonsuz huzuru bulduğum derin maviye bir adım attım.

Ne dersin; o kıta senin bu kıta benim, birlikte adımlayalım mı dünyayı? Birlikte atlayalım mı özgürlüğe? Su altının sürprizlerine birlikte şaşıralım mı? Paylaşalım mı hüznü de, sevgiyi de? Birlikte görelim mi küçük çocuğun gözlerindeki sevinci? Hayatı keşfedelim mi yaşlı teyzenin yüzündeki çizgilerde?

Hadi çıkalım yollara! Birlikte keşfedelim hayatın renklerini. Unutma ki keşfetmenin sonu yok…